Vücudumuzda gerçekleşen sindirim, dolaşım, boşaltım gibi olaylar birbirinden bağımsız gerçekleşmezler. Bunları düzenleyen ve denetleyen bir sistem vardır.

Vücudumuzdaki tüm sistemlerin çalışmasını düzenleyen, birbirleriyle uyumlu ve sorunsuz olarak çalışmalarını sağlayan ve çalışmalarını denetleyen sistem denetleyici ve düzenleyici sistemdir.

SİNİR SİSTEMİ

Sinir sisteminin uzunluğu 768 000 kilometredir. Yani yaklaşık Dünya’dan Ay’a gidiş geliş mesafesi kadardır.

Sinir sistemini oluşturan yapı nöronlardır. Nöronlar uç uca birleşir ve vücudumuzu en uç noktasına dek bir ağ gibi sarar.

noron

Sinir sistemimiz merkezi ve çevresel sinir sistemi olmak üzere iki bölüme ayrılır.

sinir-sistemi1. Merkezi Sinir Sistemi

Organların yönetimini ve denetimini sağlayan sistem sinir sistemidir. Merkezi sinir sistemi beyin ve omurilikten oluşur.

merkezi-sinir-sistemi

Beyin: Kafatası içindeki en büyük sinir sistemi organıdır. İki yarım küreden oluşmuş girintili çıkıntılı bir yapıya sahiptir. Beyni sarsıntılardan ve darbelerden koruyan bir zar bulunur. Bu zar beyin ile kafatası arasında yer alır. Beyin yardımıyla insan vücudunda:

  • Duyu organlarından gelen uyarılar değerlendirilir.
    • Konuşma ve istemli hareketlerin oluşması sağlanır.
    • Vücut sıcaklığı ve kan basıncı düzenlenir.
    • Acıkma, susama, uyku durumları düzenlenir.
    • Hormonların salgılanma zamanı belirlenir.
    • Vücudun su miktarı ayarlanır.

Beyincik: Beyinden küçüktür ancak yapı bakımından beyne benzer. Kafatasının arka alt kısmında yer alır. Beyincik; beyin, iç kulak ve iskelet kaslarıyla bağlantılıdır. Yeni doğan bir bebek yürüyemez. Çünkü beyincik gelişimi tamamlanmamıştır. Ortalama 1-1.5 yaşında beyincik gelişimi tamamlanır. Beyincik:

  • Vücudun hareket ve denge merkezidir.
    • Kol ve bacaklardaki kasların birbiriyle uyumlu çalışmasını sağlar.

Omurilik Soğanı: Soğana benzemektedir. Yüzeyi düzdür. Boynun üst kısmında yer alır. İsteğimiz dışında çalışan iç organları kontrol eder. Omurilik soğanı yardımıyla insan vücudunda:
• Solunum, dolaşım, boşaltım ve sindirim sistemlerinin çalışmaları düzenlenir.
• Nefes alma, yutma, öksürme, çiğneme, hapşırma ve kusma gibi olaylar kontrol edilir.

Zedelenen omurilik soğanı, solunumun ve kalp atışının durmasına yani ölüme neden olur.

Omurilik: Tüm omurga boyunca yer alır ve kuyruk sokumuna kadar uzanır. Sinir kordonundan oluşan bir yapıdır, yüzeyi düzdür. Vücut organları ile kafatası organları arasındaki ilişkiyi sağlar. Omurilik yardımıyla insan vücudunda:

  • Refleks davranışların oluşumu düzenlenir.
    • Organlar ile beyin arasında bilgi iletimi sağlanır.

Refleks: Vücudun ışık, ses ve sıcaklık gibi bazı uyarılara karşı ani ve istemsiz tepki göstermesidir. Vücudu koruyucu özelliği vardır. İki çeşit refleks vardır.

Doğuştan Kazanılan (Kalıtsal) Refleks: Nesilden nesile aktarılır. Her insanda aynı şekilde bulunur.
• Yeni doğan bebeğin emme hareketi
• İğne batan parmağın çekilmesi
• Yüksek sesten irkilme
• Göz bebeğinin fazla ışıkta küçülüp, az ışıkta büyümesi
• Diz kapağına vurulduğunda bacağın öne doğru fırlaması örnek olarak verilebilir.
• Refleks davranışların oluşumu düzenlenir.
• Organlar ile beyin arasında bilgi iletimi sağlanır.

Sonradan Kazanılan (Şartlı) Refleks : Doğumdan sonra deneyimlerle kazanılır. Sık tekrarlanan davranışlar alışkanlık haline gelir.
• Limon görünce ağzın sulanması
• Kazak örme, dans etme, yüzme
• Bisiklet ve kaykay sürme örnek olarak verilebilir.

2. Çevresel Sinir Sistemi

Vücudu ağ şeklinde saran sinirlerden oluşur. Merkezi sinir sistemi ve vücut organları arasındaki sinirsel iletimi sağlar.

cevresel-sinir-sistemi

İÇ SALGI BEZLERİ

Vücudumuzdaki bütün sistemlerin düzenli, birbiriyle uyumlu ve sorunsuz çalışması için sinir sistemi ve iç salgı bezlerinin birlikte çalışması gerekir.

SİNİR SİTEMİ İÇ SALGI BEZLERİ
Görevlerini hızlı gerçekleştirirler. Görevlerini yavaş gerçekleştirirler.
Kısa süreli çalışır. Etkisi hemen ortadan kalkar. Uzun süreli çalışır. Etkisi uzun süre devam eder.

 

İç salgı bezlerinin salgıladığı özel salgılara hormon denir. Vücudumuzun tüm kimyasal olaylarını düzenler.

hormonlar

hormonlar-ve-gorevleri

hipofiz-bezi

hormonlarin-gorevleri

ERGENLİK DÖNEMİ

Her insan doğumdan itibaren farklı gelişim dönemleri yaşar. Bu gelişim dönemlerinde insanın bedensel, ruhsal ve zihinsel özeliklerinde değişiklikler meydana gelir. Görsellerden de anlaşılacağı gibi iki yaşındaki bir çocuk ile on altı yaşındaki bir gencin bedensel özellikleri çok farklıdır. Bunun yanı sıra zihinsel ve ruhsal özellikleri de farklılık gösterir.

Ergenlik dönemi ortalama 12 ile 21 yaş arasıdır. Ancak ergenlik dönemine kızlar erkeklere göre daha erken girerler. Bu dönemde gençte bedensel ve ruhsal değişimler görülür. Bu dönemin sağlıklı bir biçimde geçirilebilmesi birey ve toplum açısından çok önemlidir. Ergenlik döneminin özellikle ilk zamanlarında meydana gelen bedensel değişimler utanma duygusuna yol açabilir. Ancak bu değişimler, gelişim sürecinin normal bir parçasıdır ve ergenlik dönemine geçildiğini gösterir.

Erkeklerde Görülen Bedensel Değişimler Kızlarda Görülen Bedensel Değişimler
Büyüme hormonları salgılanır. Büyüme hormonları salgılanır.
Boy uzar, ağırlık artar. Boy uzar, ağırlık artar.
Kemikler ve kaslar gelişir. Kemikler ve kaslar gelişir.
Testosteron hormonu salgılanır. Östrojen hormonu salgılanır.
Üreme organları gelişir, sperm üretimi başlar. Yumurtalıkların üretime geçmesi ile adet kanaması başlar.
Gırtlak gelişir, seste kalınlaşma olur. Ses değişikliği olur.
Vücudun çeşitli bölgelerinde kıllanmalar oluşur. Vücudun çeşitli bölgelerinde kıllanmalar oluşur.
Bıyık ve sakal çıkmaya başlar. Göğüslerde ve kalçalarda büyüme olur.
Ter ve yağ salgılanması çoğalır, yağlanmaya bağlı kilo artıı olur ve sivilceler oluşur. Ter ve yağ salgılanması çoğalır, yağlanmaya bağlı kilo artıı olur ve sivilceler oluşur.

 

ERGENLİK DÖNEMİNDE GÖRÜLEN RUHSAL DEĞİŞİMLER

Ergenlik döneminde kızlar ve erkeklerde sadece bedensel değişim gözlenmez, aynı zamanda ruhsal değişimler de görülür. Ergenlik döneminde hızlı duygusal değişimler gözlenir. Örneğin genç; öfkeliyken aniden sevinç, mutluluk duyguları gösterir, yaşadığı olaylara abartılı tepkiler verir. Bu dönemde gizlilik ön plandadır.

Gençler bu dönemde duygularını ve sırlarını aileden çok arkadaşlarıyla paylaşırlar. Bu dönem onların bağımsızlıklarını kazanmaya başladıkları bir dönemdir. Kendi kararlarını vermek isterler. Hayatı ve çevreyi sorgulamaya başlarlar. Bağımsızlık arayışı, kendi başına hareket etme isteği, yalnız kalma isteği veya yalnızlıktan korkma görülebilir. Duyguların yoğun yaşanması sonucu ani öfkelenme, aşırı sevgi gösterisi, sürekli hayal kurma, aşırı utangaçlık gibi durumlar görülebilir. Ayrıca bedenin gelişmesiyle birlikte cinsel konulara merak duyma görülebilir. İletişim kurmada güçlük çekme, sosyal çevre edinme isteği, dikkat çekme isteği gibi durumlar görülebilir.

Ayrıca bu dönemde ergen; özgür olma ve herkes tarafından takdir edilme isteği gibi ruhsal değişimler yaşar. Kılık kıyafet, saçlar, vücut yapısı gibi dış görünüş özelliklerine daha fazla önem vermeye başlar. Ayna karşısında uzun vakitler geçirir. Kendisinin ve giyim tarzının beğenilmesini bekler. Ergen bu dönemde meslek seçimine odaklanır ve gelecekle ilgili planlar yapmaya başlar.

ERGENLİK DÖNEMİNİN SAĞLIKLI BİR ŞEKİLDE GEÇİRİLEBİLMESİ İÇİN YAPILMASI GEREKENLER

Duygu ve düşünceleri anne babayla, öğretmenlerle paylaşmak gerekir. Bu dönemde anlaşılmak kadar çevremizdekilerin düşüncelerini ve duygularını anlamak da önemlidir. Doğru arkadaş seçmek, vakti iyi değerlendirmek gerekir. Vücut hızlı bir değişim ve gelişim içinde olduğundan sağlıklı beslenmeye özen gösterilmeli ve sportif faaliyetlere zaman ayrılmalıdır. Bu dönemde duyguları doğru anlamak kişinin kendisini daha iyi anlamasına katkı sağlar. İçinde yaşadığımız toplumun değerlerini, kültürünü anlamaya çalışmak sosyal çevremizle iletişimimizi güçlendirecektir. Ayrıca müzik, resim, tiyatro gibi sanatsal ve kültürel etkinliklerde bulunmak da yararlı olacaktır.

DENETLEYİCİ VE DÜZENLEYİCİ SİSTEMLERİN VÜCUTTAKİ DİĞER SİSTEMLERE ETKİSİ

Denetleyici ve düzenleyici sistem, vücudumuzdaki sistemlerin bir uyum içinde çalışmasını sağlar. Örneğin soluk aldığımızda hem nefes alıp veriyoruz hem de burunda koklama olayını gerçekleştiriyoruz.

Bu duruma başka bir örnek verelim. Yemeği ağzımızda bilinçli olarak parçalara ayırırız. Bu sırada beyinden gelen sinyal ile tükürük bezleri tükürük salgılamaya başlar. Böylece mekanik sindirimin yanında kimyasal sindirim de başlar. Daha sonra yediğimiz gıdalar mideye gelir. Midede bulunan sinirler uyarılınca merkezi sinir sistemi midedeki iç salgı bezlerini çalıştıracak uyarılar gönderir. Mideden sonra besinler ince ve kalın bağırsağa, oradan da son olarak anüse gelir. Bu aşamaların hepsinde merkezi sinir sistemi organlardaki salgı bezlerine mesajlar göndererek sindirim olayının gerçekleşmesine katkı sağlar.



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir