ATOMUN YAPISI

Çevremizde gördüğümüz birçok maddeyi bütünmüş gibi görürüz. Oysa bu maddelere yakından baktığımızda bazı parçalardan oluştuğunu anlarız. Tüm maddeler küçük taneciklerin bir araya gelmesiyle oluşur. Doğada bulunan tüm maddelerin temel yapı taşına atom denir. Atom kelime anlamı olarak parçalanamayacak kadar küçük parçacık anlamına gelir. Tüm maddeler, aynı veya farklı cins atomların farklı sayı ve şekillerde bir araya gelmesiyle oluşur. Atomlar, farklı yüklere sahip üç temel tanecikden oluşur. Bu tanecikler: pozitif (+) yüklü protonlar, yüksüz nötronlar ve negatif (-) yüklü elektronlardır.

Atomlar, çekirdek ve katman (yörünge) olarak iki kısımdan oluşur. Çekirdek, atom merkezinde olup proton ve nötron taneciklerini barındırır. Katmanlar ise bir atomun elektronlarının bulunma ihtimali en fazla olan bölgelerdir. Elektronlar çekirdek etrafında dönme hareketini katmanlarda yapar.

Atomları oluşturan proton, nötron ve elektron taneciklerinin sayısı atomlara göre farklılık gösterir. Altın, gümüş, civa gibi atomlarda bu taneciklerin sayısı fazla iken hidrojen, helyum, lityum gibi atomlarda azdır.

GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE ATOM

Atom, çıplak gözle görülemez. Duyu organlarıyla algılanamaz. Bir maddenin atomlarının özellikleri tek tek ölçülemez. Buna rağmen bilim insanları, geçmişten günümüze kadar atomla ilgili sırları çözmek adına deneyler yapmışlardır. Yapılan deneyler sonucu atomla ilgili yeni modeller ortaya çıkmıştır. Ortaya çıkan her bilimsel model bir önceki modelin eksikliğini gidermiştir. Atom kavramı ile ilgili düşünceler bilim insanları tarafından yapılan çalışmalar sonucu adım adım değişmiştir.

Atom hakkında Democritus (Demokritus), John Dalton (Con Daltın), Marie Curie (Meri Küri), Henri Becquerel (Henri Bekerel), Joseph John Thomson (Jozef Con Tamsın), Ernest Rutherford (Örnıst Radırford), Neils David Bohr (Nils Devit Bor) gibi bilim insanlarının katkıları ile günümüzdeki atom modeli oluşmuştur. Günümüzde geçerli olan atom modeli Modern Atom Teorisi’dir. Halen doğruluğunu kabul ettiğimiz bu atom modeli, yeni bir atom modeli bulunana kadar geçerliliğini sürdürecektir.

DEMOCRİTUS

 

Atomla ilgili ilk görüşü Yunan filozof Democritus (MÖ 400) ortaya koymuştur. Democritus görüşlerini deneylerle değil varsayımlarla ifade etmiştir. Maddelerin taneciklerden oluştuğunu belirten Democritus bu taneciklere atomus adını vermiştir. Atom, parçalanamayan anlamına gelmektedir. Atom kavramını Democritus’a borçluyuz. Democritus’a göre atomların özellikleri şunlardır:

Atom parçalanamaz.

Bütün maddeler aynı tür atomlardan meydana gelmiştir.

Maddelerin birbirinden farklı olmasının nedeni maddeyi oluşturan atomların sayısının ve diziliş biçiminin farklı olmasıdır.

DALTON ATOM MODELİ

Atoma dair ilk bilimsel görüşü İngiliz bilim insanı John Dalton (1766–1844) ortaya koymuştur. Dalton, atom hakkında şunları söylemiştir:

Atom, içi dolu berk küreciklere benzer.

Atom parçalanamaz.

Farklı maddelerin atomları da birbirinden farklıdır.

Bir maddeyi oluşturan atomların tamamı aynı özelliklere sahiptir.

THOMSON ATOM MODELİ

Atomla ilgili ikinci modeli Joseph John Thomson (1856–1940) ortaya koymuştur. Yaptığı deneylerle maddenin en küçük parçasının atom olmadığını, atomu oluşturan daha küçük parçacıkların olduğunu kanıtlamıştır. Thomson, atom modelini üzümlü keke benzetmiştir. Kekin hamur kısmı pozitif (+) yükleri temsil ederken kekin hamuruna serpilmiş üzümler negatif (-) yükleri temsil eder. Atomdaki negatif yüklerin sayısı pozitif yüklerin sayısına eşit olup atom yüksüzdür.

Thomson’a göre atomlar şu özelliklere sahiptir:

Atomda (+) ve (-) yüklü tanecikler bulunur.

Atomlar daha küçük taneciklerden oluştuğu için parçalanabilir.

RUTHERFORD ATOM MODELİ

Yaptığı bilimsel çalışmalar sonucu atomun çekirdeğini ve çekirdeğin birçok özelliğini keşfetmiştir. Ernest Rutherford’un (1871–1937) atom modeli şöyledir:

Atomun kütlesinin büyük çoğunluğu merkezde toplanır. Bu merkeze çekirdek ismini vermiştir.

Atomdaki pozitif yüklere proton ismini vermiştir.

Elektronlar, Güneş sistemindeki gezegenlerin Güneş etrafında dolanması gibi çekirdeğin etrafında dolanır.

Atomdaki proton sayısının elektron sayısına eşit olduğunu belirtmiştir.

BOHR ATOM MODELİ

Modern atom modeline en yakın modeldir. Niels David Bohr’un (1875–1962) atom modeli şöyledir :

Pozitif (+) yüklü protonlar, atomun merkezinde bulunur.

Negatif (-) yüklü elektronlar, atom çekirdeği etrafında rastgele değil çekirdeğe belli uzaklıktaki enerji yörüngelerinde dolanır.

 

MODERN ATOM TEORİSİ (ELEKTRON BULUTU MODELİ)

Günümüzde kullanılan atom modelidir. Bu modelde çekirdekte proton ve nötronlar bulunur. Elektronlar çok hızlı hareket ettikleri için belli bir yerleri yoktur. Sadece bulunma ihtimali yüksek olan bölgeler vardır. Elektronların bulunma ihtimalinin yüksek olduğu bu bölgelere elektron bulutu denir.

Atom modelleri göz önüne alındığında bilimsel bir düşüncenin zamanla köklü değişiklere uğrayabildiğini ve çeşitli bilimsel çalışmalarla yeni bilgilere ulaşılabileceğini görmekteyiz. Buna göre bilimsel alanlarda ortaya atılan tüm görüşler zaman içerisinde değişebilme ve gelişebilme özelliği taşır. Örneğin Dalton Atom Modeli’ne göre bölünüp parçalanamaz olarak kabul edilen atom, daha sonraki yıllarda parçalanabilmiş ve Dalton’un bu görüşü geçersiz kılınmıştır.

🙂 Henri Becquerel (1852-1908) ve Marie Curie (1867-1908) Becquerel ve Curie yaptıkları çalışmalar sonucunda radyoloji biliminin temelini atmışlardır. Becquerel radyoaktiviteyi, Curie ise radyoaktivite özelliği taşıyan Radyum ve Polonyum elementlerini keşfetmiştir. Radyoaktiviteden tıp, sanayi, ziraat, elektronik gibi alanlarda yararlanılmaktadır.

🙂 Cabir bin Hayyan: Yunan bilginlerinin söylediği gibi atomun parçalanamayacağı söylenemez. Atom da parçalanabilir. Parçalanınca da öyle bir güç meydana gelir ki bir anda Bağdat’ın altını üstüne getirebilir.” sözünü söylemiştir. Cabir, atomun parçalanabileceğini ve bu parçalanmanın etkisiyle büyük bir enerji ortaya çıkacağını söyleyen ilk bilim insanıdır.

BİLİMSEL TEORİ (KURAM)

Teoriler, genelde bir fikir ya da kişisel düşünce olarak algılanmaktadır. Bu durum çok önemli bazı teorilerin bilimsel bilgi taşımadığı yanılgısı oluşturmaktadır. Bilimsel bir çalışma sırasında araştırılan konu üzerinde çeşitli nitel ve nicel gözlemler yapılır. Bu gözlemler sonucunda bilimsel probleme dayalı geçici bir çözüm yolu bulunur. Bu geçici çözüm yoluna hipotez denir. Daha sonra hipoteze dayalı birçok deney ve gözlem yapılır. Deney ve gözlemler her defasında hipotezi doğrularsa hipotez teoriye dönüşür. Teoriler:

Neden ve nasıl sorularına yanıt vermeye çalışır.

Kendi içinde mantıksal tutarlılığı olmalıdır.

Teorinin yerine yeni bir teori geçebilir.

Bilimsel bir teori, geçerlilik ve güvenilirliği bilimsel yöntemlerle tespit edilmiş olan, tutarlılığı bulunan bilgiler ve açıklamalar bütünüdür. Bugüne kadar birçok konuda değişik teoriler oluşturulmuştur. Fakat zaman içinde elde edilen yeni bilgiler teorilerin değişikliğe uğramasına yol açmıştır. Örneğin daha önce kabul gören atom modeli teorileri zamanla değişip gelişmiştir.

MOLEKÜL

Doğada var olan tüm maddeler atomlardan oluşur. Bazı maddeler tek tek atomlardan oluşan bir yapıya sahiptir. Bazı maddelerin yapıları ise iki ya da daha fazla atom bulunduran gruplardan oluşur. Atom grupları aynı cins veya farklı cins atomlardan oluşabilir. Aynı ya da farklı cins en az iki atomun birbirine bağlanması sonucu oluşan atom gruplarına molekül denir. Bazı maddeler atomik yapıya sahipken bazıları moleküler yapıya sahiptir.

Aynı cins atomların bir araya gelmesiyle molekül oluşabilir. Bazı atomlar doğada sadece molekül halinde bulunur.

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir