SİSTEMLERİN SAĞLIĞI VE HASTALIKLAR

Vücudumuz denetleyici ve düzenleyici sitemler, destek ve hareket, dolaşım, sindirim, üreme, solunum, boşaltım sistemi ve duyu organlarından oluşmaktadır. Tüm bu sistemler birbiri ile uyumlu çalışmaktadır. Sistemlerin herhangi birinde meydana gelen aksaklık diğer tüm sistemlerin etkilenmesi anlamına gelir. Bu nedenle sistemlere zarar verecek davranışlardan uzak durmak gerekir. Alkol ve sigara gibi bağımlılık yapan maddeler organ ve sistemlere önemli ölçüde zarar vermektedir.

Yeşilay; alkol, sigara vb. bağımlılıklarla mücadele eden; bunları önlemeye çalışan ve sağlığa kavuşturmayı hedefleyen bir sivil toplum kuruluşudur.

DENETLEYİCİ VE DÜZENLEYİCİ SİSTEMLERİN SAĞLIĞI İÇİN ALMAMIZ GEREKEN TEDBİRLER

  • Stresten ve aşırı kafein tüketiminden uzak durmalıyız.
  • Egzersiz yapmalıyız.
  • Düzenli uyumalıyız.
  • Sağlıklı beslenmeliyiz.

DENETLEYİCİ VE DÜZENLEYİCİ SİSTEM HASTALIKLARI

DEVLİK : Hipofiz bezinden salgılanan büyüme hormonunun ergenlik döneminde gereğinden fazla salgılanmasıdır.

CÜCELİK : Hipofiz bezinden salgılanan büyüme hormonunun ergenlik döneminde gereğinden az salgılanmasıdır.

DİYABET (ŞEKER HASTALIĞI) : Pankreastan salgılanan insülin hormonunun yeterince salgılanmayarak kandaki şekerin normal seviyeye inememesidir. Sağlıklı bir bireyin idrarında şeker (glikoz) bulunmaz. İdrarda şeker bulunması şeker hastalığının olduğunu gösterir. Bir kişinin açlık kan şekeri ölçümü en doğru şekilde 6-8 saat açlıktan sonra yapılandır. Açlık kan şekeri 70-100 mg/dl olmalıdır. Yemek yedikten iki saat sonra yapılan ölçüm tokluk kan şekerini verir. Tokluk kan şekeri 100-140 mg/dl arasında olmalıdır. Evde basit bir şeker ölçüm cihazı ile kan şekeri ölçülebilir.

İki tür diyabet vardır.

  • Diyabet tip 1, çocuklarda daha sık görülür. Pankreasın görev yapmaması sonucu insülin hormonu salgılanmaz ve hastalar insülini dışarıdan alırlar.
  • Diyabet tip 2, erişkinlerde genellikle 40 yaş üstü kişilerde görülür. Pankreas insülin üretir fakat vücut bunu gerektiği gibi kullanamaz. Diyabet tip 2 vücudumuzda pek çok organ ve yapıya zarar verir.

☹ Çocuklarda diyabetin sebebi yanlış beslenme  ve hareketsiz bir yaşamdır.

GUATR : Tiroit bezinden ‘’tiroksin hormonu’’ salgılanır. Tiroksin hormonunun yapısında iyot bulunur. İnsan vücuduna yeterince iyot almazsa yeterli tiroksin hormonu üretilmez. Bu durumda tiroit bezi bu hormonu üretebilmek için çok fazla çalışarak büyür. Bunun sonucunda boğazda şişkinlik oluşur.

DESTEK VE HAREKET SİSTEMİNİN SAĞLIĞININ KORUNMASI İÇİN ALINMASI GEREKEN TEDBİRLER

  • Yeterli ve dengeli beslenmeliyiz.
  • Dik oturmaya dikkat etmeliyiz.
  • Kemik gelişimi için D vitamini içeren besinler tüketmeliyiz ve güneş ışığından faydalanmalıyız.
  • Yerden bir yük kaldırırken mutlaka dizlerimizi bükerek bacaklardan güç almalıyız.
  • Kalsiyum, fosfor gibi mineralleri içeren besinleri, süt ve süt ürünleri ile yeşil sebzeleri bol tüketmeliyiz.
  • Yaşımıza uygun egzersizler yapmalıyız.

Destek ve hareket sistemi hastalıklarından en sık görülenler kemik erimesi ve kemik kırılmalarıdır.

Kemik erimesi, kemiklerin zayıf ve kolay kırılır hale gelmesidir. Çocukluk döneminde sağlıklı kemik gelişimi için yeterli kalsiyum almak yani süt ve süt ürünlerini yeterince tüketmek gerekir. Kalsiyum, magnezyum, çinko, bakır, florid ve A, C, D, K vitaminleri eksikliği kemik erimesini arttırmaktadır.

Kemik kırılması bir yerden düşme, bir yere çarpma veya çeşitli darbeler sonucunda meydana gelebilir. Kemik kırılması sonucunda çoğu kez çatlaklar meydana gelirken bazen de kemikte parçalanmalar olabilmektedir. Kemik kırılması olan yerde ilk etapta, ağrı ve şişlikler meydana gelir. Bu kırılmalar, kendini morluklar ve şişlikler olarak gösterir. Kemik kırılmaları sırasında yapılabilecek bazı işlemler vardır. İlk olarak kemik uçlarını birbirine doğru gelecek şekilde birleştirmek gerekir. Çekilen röntgen ile kırık tespit edilir ve uygun tedavi yöntemi ile kırık onarılmaya çalışılır.

Diğer bir destek ve hareket sistemi hastalığı romatizmadır. Romatizma; kemikleri, eklemleri, eklem çevresi dokuları etkileyen rahatsızlıkları adlandırmak için kullanılır. Bazen iç organlarda da bozukluklar ortaya çıkaran romatizmal hastalıkların 200’den fazla çeşidi bulunmaktadır.

SİNDİRİM SİSTEMİ SAĞLIĞIMIZI KORUMAK İÇİN ALMAMIZ GEREKEN TEDBİRLER

  • Lokmaları iyice çiğnemeliyiz.
  • Asitli ve kafeinli içeceklerden uzak durmalıyız.
  • Dengeli ve düzenli beslenmeliyiz.
  • Çok sıcak ve çok soğuk yiyecek ve içecekler tüketmemeliyiz.
  • Yemek sırasında ve yemekten hemen sonra su içmemeliyiz.
  • Yemeğe salata veya taze meyve ile başlamalıyız.

En sık görülen sindirim sistemi hastalıkları: İshal, ülser ve sarılıktır.

ÜLSER: Sindirim organlarında, özellikle mide iç duvarında oluşan yaralardır. Tedavi yapılmadığı zaman bu yaralar hızla büyüyerek kişilerde mide delinmesine bile yol açabilir. Bunun için mide ülseri dikkat edilmesi gereken bir rahatsızlıktır. Mide ülserinde karnın üst kısmında yanma şeklinde bir ağrı hissedilir. Bu durum genellikle öğün aralarında belirmektedir.

İSHAL: Dışkının sıvı ve fazla olmasıdır. Dışkının yaklaşık % 70’i sudur. İshal ile birlikte kaybedilen suyun mutlaka alınması gerekir. Bunun için bol sıvı tüketmek gerekir.

SARILIK: Birçok kişi tarafından bilinmese bile sarılık da aslında bir sindirim sistemi hastalığıdır. Kanda bulunan ve vücuda renk veren maddelerin değerlerinin değişmesi durumunda derinin sarımsı bir hal almasıyla oluşur.

☹ Yeni doğan bebeklerde görülen sarılık tedavisinde ışık kullanılır.

SOLUNUM SİSTEMİ SAĞLIĞIMIZI KORUMAK İÇİN ALMAMIZ GEREKEN TEDBİRLER

  • Soluduğumuz hava temiz olmalı.
  • Bulaşıcı hastalığı olan kişilerin eşyalarını kullanmamalıyız.
  • Sigara ve alkol kullanmamalıyız.
  • Temiz havada bol bol spor yapmalıyız.
  • Mevsime uygun giyinmeliyiz.

En sık görülen solunum sistemi hastalıkları grip ve zatürredir.

GRİP: Solunum yolu enfeksiyonudur. Bulaşıcı bir hastalıktır. Belirtileri; burun akıntısı, hapşırık, burun içi kaşınmalar, aşırı halsizlik, yorgunluk ve yüksek ateştir. Bazen kişide titreme ve terleme gibi durumlar görülebilir. Gripten korunmak için sık sık eller yıkanmalı, bol sıvı alınmalıdır.

ZATÜRRE:  Tehlikeli bir akciğer hastalığıdır. Zatürreye virüs ve bakteriler neden olmaktadır. Zatürrenin belirtileri; sancı, ateş ve öksürüktür.

BOŞALTIM SİSTEMİ SAĞLIĞIMIZI KORUMAK İÇİN ALMAMIZ GEREKEN TEDBİRLER

  • Günde en az iki litre su tüketmeliyiz.
  • Aşırı tuzlu ve baharatlı yiyeceklerden uzak durmalıyız.
  • Diş çürükleri, bademcik iltihabı ve boğaz enfeksiyonu rahatsızlıkları varsa kısa sürede tedavi ettirmeliyiz.
  • Vücudumuzu soğuktan korumalıyız.
  • İdrarımızı uzun süre tutmamalıyız.
  • Böbreklerimizi darbelerden korumalıyız.

En sık görülen boşaltım sistemi hastalıkları böbrek taşı oluşumu ve böbrek yetmezliğidir. Böbrek taşları dayanılması güç olan şiddetli ağrılara sebep olur ve tedavisi hastayı yıpratan bir rahatsızlıktır. Böbrek taşı oluşumunun pek çok sebebi vardır. Fakat en önemlisi yediğimiz sebze ve meyvelerin yeterince temiz olmamasıdır.

Böbrek taşı en fazla kimlerde görülür:

  • Sıcak iklim koşullarında yaşayan kişiler, sporcular
  • Yaşının kaldıramayacağı yoğunlukta egzersiz yapan kişiler
  • Sıvı tüketimi az olan kişiler
  • Bazı ince bağırsak hastalıkları ve ameliyatı geçirmiş kişiler
  • 20-40 yaş aralığındaki kişiler
  • Ailesinde genetik yatkınlığı bulunanlar
  • Fazla hareket edilmeyen işlerde çalışanlar ve yatalak hastalar
  • Protein ağırlıklı beslenen kimseler veya protein diyeti yapanlar

Ayrıca kalsiyum, D ve C vitamini ilaçlarının çok kullanılması ve bazı idrar söktürücü, antiseptik ilaçlar böbrek taşı oluşumuna neden olabilmektedir.

BÖBREK YETMEZLİĞİ: Böbreklerin görev yapmamasıdır. Böbrek yetmezliği olan kişilerde kanın süzme görevini diyaliz makinası yapar.

DOLAŞIM SİSTEMİNİN SAĞLIĞINI KORUMAK İÇİN ALMAMIZ GEREKEN TEDBİRLER

  • Stres ve yorgunluktan uzak durmalıyız.
  • Yeterli ve dengeli beslenmeliyiz.
  • Aşırı yağlı gıdalar tüketmemeliyiz.
  • Yaşa uygun egzersiz yapmalıyız.
  • Sigara ve alkolden uzak durmalıyız.

En sık görülen dolaşım sistemi hastalıkları kanser, kalp krizi ve anemidir.

KANSER: Bir organ veya dokudaki hücrelerin düzensiz bölünüp çoğalmasıyla beliren genellikle kötü urlardır. Tedavi edilmezse ciddi boyutlara ulaşır hatta ölüme dahi neden olabilir. Kanserden korunmak için kanser yapan etkenlerden (sigara, fazla yağ tüketimi, zararlı ışınlar, kimyasal maddeler vb.) uzak durmak gerekir. Ayrıca erken teşhis kanserin tedavi edilmesinde oldukça önemlidir.

KALP KRİZİ: Kalp kasının bir bölümünün yetersiz kan akışından dolayı kalıcı hasarlara uğraması sonucu meydana gelir. Kalp krizi anında göğüste ağrı başlar ve bu ağrı sol kol ve çeneye doğru yayılır. Ağrı yarım saatten uzun sürer. Bu esnada soğuk terleme, mide bulantısı ve nefes darlığı görülür.

Anemi: Kansızlık anlamına gelir. Yorgunluk, enerji eksikliği, zayıflık, nefes darlığı, sersemlik, çarpıntılar (artan kalp atışı hızı veya düzensiz kalp atımı), solgun bir görünüm anemi hastalığının belirtileridir.

DUYU ORGANLARI HASTALIKLARI

Göz: Miyop, hipermetrop, astigmat ve şaşılık , göz tembelliği, göz enfeksiyonları.

Kulak: Baş dönmesi-vertigo, kulak çınlaması, dış ve orta kulak iltihabı.

Burun: Burun kanaması, sinüzite-sinüslerin iltihaplı hastalığı, saman nezlesi, burun kemiği eğriliği ve burunda et büyümesi.

Dil: Dil iltihabı ve tat körlüğü.

Dil iltihabına; diş çürükleri, diş eti iltihabı ve sigara sebep olabilir. Aşırı sıcak ve aşırı soğuk yiyecekler tüketmek de dil iltihabına neden olur.

Deri: Yanık, uçuk, uyuz, böcek ısırıkları, yaralanma, deri iltihapları, kurdeşen ve egzama deri hastalıklarıdır.

BİLİNÇSİZ İLAÇ KULLANIMININ ZARARLARI

Çoğu insan, bilinçsiz ilaç kullanmanın ne kadar zararlı olduğunu işitmiştir ancak yine de bilinçsiz ilaç kullanmaya devam eder.

Baş ağrısı, mide bulantısı gibi önemsenmeyen bazı rahatsızlıklar için rast gele ilaçlar kullanılır. Hâlbuki bu ağrılar belki de çok önemli bir hastalığın ilk belirtileri olabilir. Ağrıyı dindirmek için alınan ilaç kişiyi dönüşü olmayan bir yola sokabilir. Hastalığın ilerlemesine yol açabileceği gibi kullanan kişinin ölümüne bile sebep olabilir. Çünkü bir ilaç, bir hastalık için şifa olurken başka bir hastalık için tehlikeli olabilir.

Özellikle mide rahatsızlığı olan kişiler ağrı kesici ve antibiyotik kullanırlarsa midede kanama, ülser ve şiddetli ağrılar görülebilir. Bunun dışında ağrı kesici ve antibiyotikler karaciğerin çalışmasını bozabilir, karaciğerin görev yapmasına engel olabildiği gibi kanlı veya kansız ishallere de sebep olabilir.

Hastanın yaşı, böbrek ve karaciğer fonksiyonlarının yeterli olup olmaması, kandaki protein düzeyi, diyet ile ilgili etkenler ve hatta hava kirliliği ile sigara içimi gibi nedenler bile ilaç etkileşiminde rol oynar. Bu nedenle doktor, hastanın önceden kullandığı ilaçları sorguladıktan sonra reçete yazmalıdır. Hasta da doktorun tavsiyesinin dışında ilaç kullanmamalıdır.

İLK YARDIM

Herhangi bir kaza anında veya yaşamı tehlikeye düşüren bir durumda sağlık görevlileri gelinceye kadar hayatın kurtarılması veya durumun daha kötüye gitmesini önlemek amacıyla mevcut araç ve gereçlerle yapılan ilaçsız uygulamalara ilk yardım denir.

İlk yardımın tanımında belirtilen amaç doğrultusunda hasta veya yaralıya gerekli müdahaleyi yapan ve konuyla ilgili eğitim almış sertifikalı kişilere ilk yardımcı denir.

İLK YARDIMIN ÖNCELİKLİ AMAÇLARI

Yaşamsal fonksiyonların sürdürülmesini sağlamak

Hasta veya yaralının durumunun kötüleşmesini engellemek

Hasta veya yaralının iyileşmesini kolaylaştırmak

İLK YARDIM TEMEL UYGULAMALARI

Koruma: Olay yerinde olası tehlikeleri belirleyerek güvenli bir çevre oluşturmaktır.

  1. Mümkünse kazaya uğrayan araç güvenli bir alana alınmalıdır.
  2. Olay yeri dikkat çekici biçimde işaretlenmelidir.
  3. Meraklı ve tehlike arz eden kişiler alandan uzaklaştırılmalıdır.
  4. Kazaya uğrayan aracın kontağı kapatılmalıdır.
  5. Kaza alanında sigara içilmemeli ve içilmesine izin verilmemelidir.
  6. Olası gaz zehirlenmelerine karşı gerekli önlemler alınmalıdır.
  7. Gaz tüpünün vanası kapatılmalı, ortam havalandırılmalıdır.
  8. Kıvılcım oluşturacak ışıklandırma veya çağrı araçları kullanılmamalıdır.
  9. Hasta veya yaralılar yerlerinden kımıldatılmamalıdır.
  10. Hasta veya yaralılar yaşam bulguları yönünden değerlendirilmelidir.
  11. Kanamalı yaralanmalarda mutlaka eldiven kullanılmalıdır.

Bildirme: Gerekli yardım kuruluşlarına (112) en hızlı şekilde haber vermektir. 112 arandığında kesin yer ve adres bildirilmeli; kim, hangi numaradan arıyor açıklanmalıdır. Hasta veya yaralıların sayısı, durumu, nasıl bir yardım aldıkları net bir şekilde söylenmelidir.

Kurtarma: Olay yerinde hasta veya yaralılara hızlı, sakin ve bilinçli bir şekilde müdahale yapılmalıdır. Hasta veya yaralının durumuna bağlı olarak ilk yardım yapılmalıdır. Eğer ilk yardım kuralları bilinmiyorsa asla hasta veya yaralıya müdahale edilmemelidir.

İlk Yardımcının Müdahalede Yapması Gerekenler

  1. Hasta veya yaralının durumunu tespit etmek
  2. Hasta veya yaralının korku ve endişelerini en aza indirmek
  3. Hasta veya yaralıya yardımcı olacak kişileri organize etmek
  4. Hasta veya yaralının durumunun daha kötüye gitmesini önlemek için gerekli müdahalede bulunmak
  5. Kanama, kırık, çıkık, burkulma vb. durumlarda uygun müdahale yapmak
  6. Hasta veya yaralının yarasını görmesini önlemek
  7. Hasta veya yaralıyı müdahale anında hareket ettirmemek
  8. Hasta veya yaralının en yakın sağlık kuruluşuna (112) sevkini sağlamak

Uyarı: Herhangi bir tehlike yoksa hasta veya yaralı yerinden kımıldatılmamalıdır.

ORGAN BAĞIŞI

Organlarımızdan biri görevini yapmasaydı hayatımız epey zorlaşırdı. Kendimizi organ bağışı bekleyen birinin yerine koyarsak onların duygularını daha iyi anlayabiliriz. Nakil bekleyen kişilerin sağlığına kavuşabilmesi için mutlaka organ bağışını beklemesi gerekir. Organlarımızı nakil bekleyen kişilere bağışlarsak o kişilerin hayata sağlıklı bir şekilde devam etmelerini sağlayabiliriz. Organ bağışı; kişinin doku ve organlarını ölümünden sonra başka hastaların tedavisinde kullanılmasına izin vermesidir. Sağlıklı her organ bağışlanabilir. Kalp, kornea, karaciğer, böbrek, akciğer, kalp kapağı, kas ve kemik iliği ülkemizde nakli yapılan organlardır. Organ bağışı için

  • 18 yaşını doldurmuş olmak gerekir.
  • Organ bağışında bulunacak kişi ‘’Organ ve Doku Bağış Formu’’ doldurmalı ve bu belgeyi yanında taşımalıdır.
  • Organ bağış belgesi olsa bile ailenin bu durumdan haberdar olması gerekir. Çünkü ailenin yazılı izni gereklidir.

Organ nakli, işlevini yitirmiş bir organın yerine sağlam bir organın konulmasıdır. Organ nakli, organ veren kişinin yaşamını riske atmayacak olan çift organlardan birini almak ile mümkün olmaktadır. Ayrıca kendini yenileme yeteneği olan karaciğerden alınan bir parça ile de nakil gerçekleşir. Ülkemizde en çok nakil yapılan organ böbreklerdir. (Akciğer, kalp, karaciğer, ince bağırsak)

Organ nakli Sağlık Bakanlığı ve üniversite hastanelerinin organ nakil merkezlerinde gerçekleştirilir. Organ nakli ile organ bekleyen kişinin hayatı kurtulur.



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir